İki kılıcını havaya kaldırmış bir Mapuçe savaşçısı, halkını İspanyol fatihlere karşı savaşa götürüyor, illüstrasyon

Mapuçeler

Toprağın insanları

Mapuçeler, orta ve güney Şili ile Arjantin’in komşu bölgelerinde yaşayan yerli bir halktır. Adları kendi dilleri Mapudungun’da “toprağın insanları” demektir (mapu – toprak, che – insanlar). Yüzyıllar boyunca bütün fatihlere başarıyla direnen bir halk olarak hatırlanırlar: İnkaların ilerleyişini durdurdular, İspanyollarla üç yüz yılı aşkın süre savaştılar ve Biobío Nehri’nin güneyindeki bağımsızlıklarını, topraklarının Şili ve Arjantin ordularınca ele geçirildiği 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar korudular.

Toprağın insanları

İri gümüş küpeler ve kolye takmış Mapuçe kadını, eski fotoğraf
Geleneksel gümüş takılarıyla Traiguénli bir kadın, 1890 civarı (fotoğraf: Gustavo Milet)

Mapuçelerin hiçbir zaman birleşik bir devleti ya da tek bir hükümdarı olmadı. Toplumun temeli, başında lonko denen bir reisin bulunduğu aile topluluğu lof idi; birkaç topluluk daha büyük ittifaklar kurabilirdi ve ancak savaş zamanında ortak bir savaş önderi seçerlerdi: toquiMapuçe topluluklarının yalnızca savaş süresince seçtiği savaş önderi; savaş bitince yetkisi de sona ererdi. Makamının simgesi olarak toki denen taş bir balta taşırdı.. Onların en büyük gücü tam da bu dağınıklıktı: Aztekler ve İnkalarda olduğu gibi, ele geçirilmesiyle bütün halkın boyun eğeceği bir başkent yoktu.

Tarım, hayvancılık, avcılık ve toplayıcılıkla geçinir, ruka denen ahşap ve saman evlerde yaşarlardı. Dinî hayatta, insanlar ile ruhlar dünyası arasında şifacı ve aracı olan machiTopluluğun şifacısı ve manevi aracısı, çoğu zaman bir kadın. Machi hastalıkları iyileştirir, rüyaları yorumlar ve ayinleri yönetir; görevinin simgeleri rewe – basamaklar oyulmuş ahşap bir direk – ve ayin davulu kultrun’dur.’nin özel bir yeri vardır; en önemli ortak ayin ise bereket ve topluluğun esenliği için yapılan bir dua olan ngillatun’dur. 18. ve 19. yüzyıllarda, gösterişli takılar ve at süsleri yapılan kendine özgü bir gümüş işçiliği sanatı da geliştirdiler.

Maule Nehri’nde İnkalar

15. yüzyılın sonunda İnkalar imparatorluklarını bugünkü kuzey ve orta Şili’ye kadar genişletti. İnka Garcilaso de la Vega’ya göre İnka ordusu Maule Nehri’nde, İspanyolların sonradan Promaucaes dediği halkların sert direnişiyle karşılaştı ve günlerce süren bir muharebeden sonra fetihten vazgeçti. Tarihçiler bugün bu muharebenin tam olarak nerede ve ne zaman yapıldığını tartışıyor, ama bir konuda hemfikirler: İnka İmparatorluğu’nun güney sınırı bugünkü Santiago ile Maule Nehri arasında bir yerde kaldı ve onun güneyindeki halklar bağımsızlıklarını korudu.

Lautaro ve Arauco Savaşı’nın başlangıcı

Genç Lautaro, zırhlı bir İspanyol fatihin bindiği atı yedekte götürüyor, çizim
Pedro de Valdivia’nın seyisi olarak genç Lautaro, Paul du Fresne’in çizimi (1905)

İspanyol fatih Pedro de Valdivia 1541’de Santiago’yu kurdu, ardından güneye yöneldi ve Mapuçe toprakları üzerinde Concepción’u ve bir dizi başka şehir ve kaleyi inşa etti. Karşılığa, çocukken esir alınıp yıllarca Valdivia’nın seyisi olarak hizmet etmiş bir genç olan Lautaro (Mapudungun’da Leftraru) önderlik etti. Bu sürede ata binmeyi öğrendi ve İspanyolların savaş biçimini tanıdı, sonra da kaçıp halkına döndü.

Lautaro, Mapuçelere süvarilere ve zırhlı adamlara karşı nasıl savaşacaklarını gösterdi: Dalgalar halinde saldırıyor, yorulan birliklerin yerine dinç birlikler sürüyor ve atların işe yaramadığı arazileri seçiyorlardı. 1553 Noel’inde, Tucapel kalesi yakınında, Mapuçeler Valdivia’nın birliğini yendi; vali esir alındı ve kısa süre sonra idam edildi. Yeni zaferler ve Santiago’ya doğru bir sefer bunu izledi, ama Nisan 1557’de Lautaro, İspanyolların Mataquito’daki ani bir baskınında öldü. Adı özgürlük mücadelesinin simgesi olarak kaldı – yüzyıllar sonra Güney Amerika devletlerinin bağımsızlığı için savaşanların gizli örgütü Lautaro Locası onun adını aldı.

Lautaro’nun ölümünden sonra direnişe toqui Caupolicán önderlik etti. 1558’de yakalandı ve tarihçilerin kaydettiğine göre Cañete’de kazığa oturtularak idam edildi. O zaman başlayan savaşa İspanyollar Arauco bölgesinden dolayı Arauco Savaşı, Mapuçelere ise Araukanlar dedi.

Galvarino

İki eli de kesilmiş Mapuçe savaşçısı Galvarino, eski ahşap baskı
Galvarino, Ercilla’nın “La Araucana” destanının bir baskısından resim (1884)

Arauco Savaşı’nın hiçbir hikâyesi Galvarino’nunki kadar akılda kalmadı. Kasım 1557’de, Biobío’nun ağzından çok uzak olmayan güney kıyısındaki Lagunillas’ta, yeni vali García Hurtado de Mendoza’nın ordusu Mapuçe savaşçılarıyla çarpıştı. Yaklaşık 150 esir arasında daha önce Lautaro’nun emrinde savaşmış bir savaşçı olan Galvarino da vardı. İsyanın cezası olarak vali, esirlerin bir kısmının sağ elinin ve burnunun kesilmesini emretti; Galvarino’nun ise iki eli de kesildi. Esirler daha sonra serbest bırakıldı; böylece görünüşleri öteki Mapuçeleri korkutacak ve direnişin boşuna olduğu mesajını iletecekti.

Galvarino tam tersini yaptı. Caupolicán’a ve savaş konseyine döndü, sakatlanmış kollarını gösterdi ve daha da büyük bir ayaklanma çağrısı yaptı. Rivayete göre cesareti için kendisine bir birliğin komutası verildi. Halk anlatıları, bileklerine bağlı bıçaklarla savaştığını da söyler – bugün en çok bilinen imgesi budur, ama dönemin kaynakları bunu güvenilir biçimde doğrulamaz.

Üç haftadan biraz fazla bir süre sonra, 30 Kasım 1557’de, İspanyollar Millarapue Muharebesi’nde yeniden kazandı ve Galvarino bir kez daha esir düştü. Kaynaklar ölümünü farklı anlatır: Tarihçi Jerónimo de Vivar onun köpeklere atıldığını yazar; o seferde bizzat bulunan şair ve asker Alonso de Ercilla ise La AraucanaAlonso de Ercilla’nın 1569 ile 1589 arasında üç bölüm halinde yayımlanan destanı. Ercilla, Mapuçelere karşı savaşta asker olarak bulundu ve önderlerini hayranlıkla anlattı; onun sayesinde Lautaro, Caupolicán ve Galvarino bütün Avrupa’da tanındı. destanında asıldığını ileri sürer. Ercilla, onun hayatını kurtarmaya nasıl çalıştığını da anlatır; ama Galvarino affı reddetti ve sonuna kadar boyun eğmedi.

Galvarino, Mapuçe direnişinin kalıcı bir simgesi oldu. Şili’nin Araucanía bölgesindeki Galvarino komünü de onun adını taşır ve hikâyesi bugün hâlâ daha güçlü bir düşman karşısında boyun eğmemenin örneği olarak anlatılır. Bu hikâyeyi kısa bir videoda izleyin

Curalaba ve Biobío’daki sınır

Mızrak, yay ve miğferle Arauco vadisinden bir savaşçı, bir el yazmasından kalem çizimi
“Arauco vadisinden Kızılderili”, keşiş Diego de Ocaña’nın çizimi, 1600 civarı

Mapuçeler atı kısa sürede düşmanlarından alıp usta binicilere dönüştüler ve savaş büyük önderlerin ölümünden sonra da sürdü. Belirleyici darbe 23 Aralık 1598’de Curalaba’da geldi: Toqui Pelantaro’nun önderliğindeki savaşçılar Vali Martín García Óñez de Loyola’nın birliğini gafil avlayıp yok etti; valinin kendisi de öldü. Ardından genel bir ayaklanma başladı ve birkaç yıl içinde Biobío Nehri’nin güneyindeki İspanyol şehirlerinin neredeyse tamamı yıkıldı ya da terk edildi – Şili tarihinde “yedi şehrin yıkımı” olarak hatırlanan bir olay.

İspanyol Tacı sonunda gerçeği kabullenmek zorunda kaldı. Ocak 1641’deki Quilín Parlamentosu’nda Biobío Nehri sınır, güneyindeki topraklar da Mapuçe toprağı olarak tanındı. Savaşlar bundan sonra da aralıklarla sürdü, ama ilişkiler giderek daha sık büyük parlamentolardaki müzakerelerle ve sınır ötesi ticaretle düzenlendi. Mapuçeler, İspanya’nın hiçbir zaman boyun eğdiremediği az sayıdaki Amerika yerli halkından biri olarak kaldı.

Araucanía’nın işgali ve bugünün Mapuçeleri

Başında bant ve dokuma pelerinle bir Mapuçe reisinin portresi, eski fotoğraf
Lonko Lloncon, 1890 civarı (fotoğraf: Gustavo Milet)

Mapuçelerin bağımsızlığına ancak İspanyol imparatorluğunun yıkıntıları üzerinde kurulan genç devletler son verdi. Şili 1861 ile 1883 arasında Araucanía’yı askerî olarak işgal etti; Arjantin de “Çölün Fethi” denen seferlerde (1878–1885) Mapuçeleri ve pampa ile Patagonya’nın öteki halklarını boyunduruk altına aldı. Mapuçeler ardından eski topraklarının küçük bir bölümündeki rezervlere yerleştirildi; kalan topraklar yerleşimciler ve büyük toprak sahipleri arasında paylaştırıldı.

Yine de Mapuçeler hayatta kaldı. Şili’nin 2017 nüfus sayımında 1.745.147 kişi kendini Mapuçe olarak tanımladı; bu, ülkenin yerli halklarına mensup her on kişiden neredeyse sekizi demektir ve yüz binden fazlası da Arjantin’de yaşıyor. Pek çoğu hâlâ Mapudungun konuşuyor, ayinlerini koruyor ve topraklarının geri verilmesi için mücadele ediyor; Lautaro, Caupolicán ve Galvarino’nun adları da üç yüzyılı aşkın süren bir direnişin simgesi olmayı sürdürüyor.